Kocam sık sık evden çıkıp beni yalnız bırakıyordu. Can sıkıntısıyla sosyal medyada gruplara katıldım, sohbetlere dâhil oldum. Orada tanıştığım bir adama kendimi “bekar” olarak tanıttım — çünkü o bekar görünüyordu ve bana iyi geliyordu. Uzun mesajlaşmalar, gecenin sessizliğinde yapılan sohbetler derken aramızda bir bağ oluştu; zamanla onu görmek, ona dokunmak istedim.
Bir hafta kocamın akrabalarının düğünü yüzünden evde yalnız kalacağım uygun bir fırsat oldu. Onları gönderip buluşmayı ayarladım. Gelen akşam, ekrandaki adam kapımda belirdi: siyah bir çanta, garip bir gerginlik ve sabırsız bir tavır. Sohbet ilerledikçe tonu değişti; yaklaşmak istedi. O an içimde bir şey koptu. Aklıma evim, kaynanam, kocam ve yıllardır içinde büyüttüğüm yalnızlık geldi.
Titreyen bir sesle itiraf ettim: “Ben bekar değilim… Evliyim.” Adamın tepkesi bağırmak ya da öfke değildi — hayal kırıklığıydı. “Keşke baştan söyleseydin,” dedi ve gitti. Ev aniden sessizleşti; bu sessizlik önceki yalnızlığımdan farklıydı çünkü ilk kez kendimle gerçekten yüzleşmiştim. O gece uyuyamadım, ağladım, ama şunu fark ettim: Ben kötü biri değildim. Ben yalnızdım. İhmal edilmiştim. Sevilmek istemiştim.
Ertesi gün kocama her şeyi anlatmadım ama susmadım da; ilk kez “Ben yalnızım” dediğimde, yüzleşmeyi seçtim. Kaçmak yerine kalmayı, hatayı onarmayı ve yeniden güven kurmayı tercih ettim. Ders: İnsan bazen yanlış kapıları çalar; ama o kapıdan içeri girip girmemek hâlâ kendi seçimidir.
Önemli: Bu sayfa olayın duygusal özünü ve alınan kararı özetler. İkinci sayfada yüzleşmenin ayrıntıları, iç hesaplaşma ve sonrasında atılan adımlar detaylandırılacaktır.